|
|
| Eylül 07 2010 05:39:43 | |
Ana MenüYazarlarımızŞiirler
» Ozan Dümrül
» Gözlerin » Mahzuni'ye » DENİZ: İNAN:YUSUF » İnsan Olan » Susma Öyle » Hedefde Olalım Bi... » Şere Bakın » Okudum Kitabın » İzzetin Hoca SponsorlarımızReferers
Enson Referers
fdarbyj.theepichost.info
archives.jeromebonnet...
atmalikasanli.com
atmalikasanli.com
awowkp.gratuit-hostin...
Üst Referers 11572x atmalikasanli.com
5339x skylinemp3.com
3867x www.atmalikasa...
2408x www.google.com.tr
1458x archives.jerom...
Üst 100 Referers Buraya Tikla
|
Sponsorlarımız
Özel Arama
Arkadasina Öner2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 17. yılında sönmeyen ateşi!· Admin-Keles - Temmuz 05 2010 22:50:23
Sivas Kaliamı’nın üzerinde 17 yıl geçti. Mağdurların yaraları halen sarılmadı. Maşa olarak kullanılan katillerin çoğu Salı verildi, pişmanlık yasasiyla. Yurt dışında özgürce dolaşanlar bile var... Sivas ve benzeri olayların gerçek nedenlerini bilince çıkarmadan, sonuçlariyla yorum yapmak resmi sonuçları değerlendirmiş olacağız. “Tahrik olan 3-5 yobazın yaptığı bireysel bir olaydı. Mezhepsel çelişkiler, laik-antilaik çatışmasıydı” deyip geçeriz. Gerçekte durum böyle miydi? Sanmıyoruz. Toplumdaki çelişkileri iyi incelemek gerekir. Koçgiri ve Derrsim katliamlarının nedenlerini araştırıp halkımızın bilincine sunsaydık, Maraşlar, Çorum, Mayatya, Kırıkhan ... ve Sivas’lar olmazdı. Sivasın nedenlerini gün ışığına çıkarıp halkımızla özümsiyebilseydik, 4 bin köyümüz yakılmaz, halkımız baba ocağını terk edip darı misali metropollara ve diyasporaya dağılmazdı. Bunca kurban verip ocaklar sönmezdi. Gerek Osmanlı dönemine, gerekse 87 yıllık cumhuriyet dönemine baktığımızda, Aleviliğin yaşadığı katliamlar üzerine hazırlanan senaryolar hep aynıdır. Birisi Alevi-Sünni çelişkisi diğeri de tahrik, munferit bir olay diye her katliamdan sonra gündeme getirilir, ta ki yeni oyunlar sahneye konuncaya dek. Neden Alevilere bunca katliamlar uygulanmaktadır? Alevilik isyandır, direniştir, özgürce yaşama arzusudur. Çağdaşlaşma çabasıdır da ondan. Maraş olaylarına baktığımızda, sebep Alevi-Sünni çatışması değildi. 12 Mart Faşist girişimden sonra filiz veren toplumsal muhalefeti susturmak içindi. Bir kaçının dışında, o günden bugüne dek, örgütlenen Türk Solu’n çekirdeğini oluşturan kadro ve yandaşların %80-90’nı Alevi gençleri oluşturuyor. Esas gaye onlara korku salarak mücadele dışına itmeye çalışılıyordu. Daha sonra Çorum, Malatya, Kırıkhan, Gazi ve Sivas Katliamlarında aynı yolu izlediler. Gerçek amacımız: yaşadığımız süreci analiz ederek, toplumsal değişimlere öncülük edip eski hatalardan ders çıkarmak gerekmez mi? Aleviliğin gerçek özü: barışçıl bir yaşamı hedef alıp, çağdaşlaşmayı güncelleştirmek değil mi? Kendi öz benliğini bulamayan Alevilik, bu güne değin yaşadığı katliamları bundan böyle de yaşamaya devam edecektir. Sivas olayları da böyle bir süreçte yaşam buldu. Faşist Kenan Evren dönemi sonrasında filizlenen özgürlük mücadelesi, mevcut dengeleri temelinde sarsıyordu. Devlet 1986’da Gölbaşı toplantılarını düzenliyerek özgürce yaşama mücadelesini bölmeye çalıştı. Bu toplantıda bazı Alevi keklikleri de vardı. Bunlar halen sahnede. Kendilerine biçilen görevlerini sürdürüyorlar. Belkide Sivas Katliamı Gölbaşı toplantısında kararlaştırılmıştı. Nitekim diasporada örgütlenen Alevi örgütleri hak aramak için AB’nin kapılarına dayanınca, bu kekliklerin sözcüsü: “...Ben üç başbakanada söyledim. Sizler önlem almazsanız bir gün karşınıza çıkarlar dedim” diye beyanat veriyordu. “Önlem” dediği şey, imha olsa gerek. Dersim, Alevi toplumunun tarih boyunca, yaşayiş şekliyle, direnişçi ruhuyla tarihi bir misyon üstlenmişti. Oralar yakılıp yıkılırken, o günün başbakanı Çiller “PKK’nin helikopterleri Dersim’in köylerini bombalıyorlar” diyordu. Alevi keklikleri ve Türk basını susmayı tercih ediyorlardı. Dersim’de, Koçgiri’de yakılan, yıkılan köyler Alevi köyleri değil miydi? Kürdistan’da katledilenler, dışkı yedirenler sizce insan değil miydi? Alevi felsefesinin temelini ören insanlık onuru sizce bir anlam ifade etmiyor mu? Tarihte Alevi-Sünni çatışmasına da rastlanmadığına göre, olayların toplumsal boyutlarını incelemek gerkmektedir. Gazi olayları da tıpkı Sivas olayları gibi, metropollarda yükselen özgürlük mücadelesini destekleyen, köylerden sürgüne gönderilen Alevilerden oluşan toplumsal muhalefeti sindirmek amaciyle devletin kolluk kuvvetleri olan Kontrgerillah tarafından organize edilen her zamanki Osmanlı oyunlarının bir parçasiydi. Osmanlıdan günümüze dek, devletin Alevilere bakışını biliyoruz. Fetvalarla “defteri dürüle” tarzında ödürüldü, kuyulara dolduruldu. Kestiği yenmez, katli vaciptır dendi. Ağıza alınmayacak hakaret içerikli sözler, sıradaki vatandaşdan, hacıdan hocadanın dışında devletin adalet bakanından bile duyuldu. Gölbaşı toplantısından sonra devlet Alevi yandaşı kesildi. Türkiye’de azımsanmayacak bir Kürt Alevi kesiminin varlığını göz önüne alarak; bunlarla Kürt Ulusal Mücadelesi’ni veren kitle ile bağı koparmak için, halen yasal statüleri olmayan Cemevleri’ni kurun dediler. Bazı keklikler dışında Alevi kesimi olması gereken yerde yerini almıştır. Aleviliğin ruhuna uygun mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı Aleviliğin gereğini saymaktadırlar. Devlet yetkilileri, Alevi ve Kürtlerle et tırnak gibiyiz diyorlardı. Tırnak olarak Alevi ve Kürtleri kast ediyorler olsa gerk ki, Uzadıkça kestiler kesmeye devam ediyorlar. Olayların gerçek nedenlerini böyle ortaya çıkarıp halkın bilincine çıkarılmadan olayların önünü almak imkansızdır. Sevgili okurlar, konuşmalarımızda ve yazılarımızda “keklik” deyiminden söz ediyoruz sıkça. Çoğunuzun bunun ne anlama geldiğini, bildiğinizi biliyorum. Genç kuşağın öğrenmesi için, hoşgörünüze sığınarak bir kez daha yazmak istiyorum: Zamanın birinde, bir köylü ihtiyaçlarını karşılamak için şehre gider. Bir kalabalık görür. Nedenini öğrenmek üzere yanlarına sokulur. Birinin elinde bir keklik var. Onu satmaya çalışıyor. O günün koşulunda fazla bir para istiyor. Meraklı köylü yaklaşır, satıcıdan bu kekliğin maharetini sorar. Satıcı başlar anlatmaya: “Kekliği alırsın. Kafesine korsun. Silahını alır, tan yeri ağarırken evsingin önüne indirirsin. Sen evsingde otururken , kekliğin öter. Diğer keklikler gelir, etrafında toplanır. Sen, ozaman nişan alıp gelen keklikleri vurursun” demiş. Köylü, istenilen parayı cebinde çıkarıp satıcıya uzatır ve kekliği alır. Aldığı gibi başını koparıp atar. Halkın şaşkın bakışlarına dönerek: “Kendi ırkına hiyanet edenin yaşama şansı olmamalıdır” der. Tüm halkların kardeşçesine halayda durduğu bir ortamda buluşmak dileğiyle kalın sağlıcakla.... Yorum yazYorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.OylamaSadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın. Henüz bir oylama yapılmamış.
![]() |
Günün Sözü(Terre) Haberler
· 2 Temmuz Sivas Katli...
· Vatan Özlemi! · CHP Kurultayı Yaralı... · İç savaş için linç k... · Bunlar bulgur ağalar... · Taksim Meydanında Şe... · İngiltere Cemevinde ... · SESSiZ DEVRiM DEMOGO... · Düşlerde yolculuk! · BAYRAK PROVAKASYONLARI Mp3 PlayerMp3 Player
Üye GirişiHenüz Üye Değil Misiniz? Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz. Parolanızı mı unuttunuz? Buraya Tıklayın Dengê Gundê MêGaleriden SeçmelerÇevrimiçi KullanıcılarÜye Bilgileri
AnketKısa MesajlarMesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir. Ez Kurd İmSelect LanguageRSS YayınRSS Feeds |
|