|
|
| Eylül 07 2010 07:04:05 | |
Ana MenüYazarlarımızŞiirler
» Ozan Dümrül
» Gözlerin » Mahzuni'ye » DENİZ: İNAN:YUSUF » İnsan Olan » Susma Öyle » Hedefde Olalım Bi... » Şere Bakın » Okudum Kitabın » İzzetin Hoca SponsorlarımızReferers
Enson Referers
atmalikasanli.com
ncorumr.hostsmart.info
ijyno.knows.nl
atmalikasanli.com
sere6olf.surge8.com
Üst Referers 11582x atmalikasanli.com
5339x skylinemp3.com
3867x www.atmalikasa...
2409x www.google.com.tr
1458x archives.jerom...
Üst 100 Referers Buraya Tikla
|
Sponsorlarımız
Özel Arama
Arkadasina Öner14 Şubat sevgililer günü!· Admin-Keles - Şubat 17 2010 22:59:32
![]() Dünya’da her yıl 14 Şubat, sevgililer günü olarak anılır. Hikayesi hayli ilginç. Onun üzerinde durmayı yararlı görmüyorum. Önemli olan o masum sevgi duygusunun, sömürü sınıflarca dejenere edip halkı tüketim çılgınlığına yönlendirmeleridir. Ben, sevgi ve sevmeyi irdelemeye çalışacağım: Sevgi, çok boyutludur. Toplumsaldır, ulusaldır, sınıfsaldır, grupsal ve bireyseldir. Sevgide fedakarlık esastır. Aşkları yücelten, efsaneleştiren, bağrındaki aşılmaz gibi görünen zorlukların aşılmasıdır. Kerem ile Aslı’nın, Mem-ü Zin’in aşkını destanlaştıran.... Ferhat’a dağları deldiren.... Önünde hürmetle eğildiğimiz Büyük Gandi’yi çölde çıplak ayakla yürüten ve Güneş Batmayan İngiltere İmparatorluğu’nu dize getiren vatan aşkıydı. Yurtseverlik, kendiliğinden oluşmamıştır. Toprağa, ülkeye, ulusa ve insana karşı derin, yalın bir sevgi oluşmadıkça; kuru kuruya yurt severlik olunmaz. Ülkesi, toprağı... ve ideali uğruna, dağlarda kayayı kendisine döşek yapan ve ya açlık grevine yatanlar, en değerlı varlığını yaşamını damla damla, saat saat, gün be gün eritenler yürtseverdirler, idealisttirler. Yürekleri sevgi yumağıyla sarılı olmayanlar, bu atmosferin havasını bile koklayamazlar. Spartaküs, Hallac-ı Mansur, Şeyh Bedrettin, Pir Sultan, Ehmede Xani, Stid Rıza, Şeyh Said ve daha niceleri günümüze dek efsaneleşerek anılmanın nedeni insana karşı duydukları sevgi değil mi? Sevmek, insanları sevmek, hayat arkadaşını sevmek, çocuğunu, anasını, babasını sevmek, doğayı sevmek.... ve ülkesini sevmek. Sevmekle ilgili pek çok ata sözümüz vardır. İki örnekle yetinelim: “Sev seni seveni, yer ile yeksan ise; sevme seni sevmiyeni, Mısır’a Sultan ise”. “Sev beni, seveyim seni.” İnsanları sevmek, yüreklerin kapısını dostça aralamaktır. Umutlarına, acılarına ortak olmak ve özgürlük türküsünü dinliyebilme-söyliyebilme gücüne ulaşmaktır. Dalları, bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna melhem olmaktır. Elemlerini ve ekmeğini bölüşmektir. İnsanın özünde var olma ve özgür yaşama çabası yoksa, günü birlik yaşıyorsa, sevgiden yoksundur. İnsanı sevmeyen, kendini de sevmez. Ve hatta ülkesini de sevmez. 3-5 kuruş uğruna onurunu bile pazarlar. Ülkesini hadi hadi... Özünde bilinci, yürekten duyumsama ve özveri yoksa, kuru sevgi işe yaramaz. Bunların hayatta başarı sansı da yoktur. “İçimi seninle ısıtıyorum” içtenliğiyle sevmiyorsak karşımızdakini, ona söyliyeceğimiz herhangi bir konuda inandırıcı olamayız. Peşimizden gelmez ve ya yarı yolda bırakır bizi. Dünyayı birlikte algılamak istiyorsak, öncelikle yolumuz insanı sevmekten geçer. Hemde hilesız hurdasız. Karşılık beklemeksızın... Halk ozanı Aşık Veysel’e “benim sadık yarım kara topraktır” dedirten vatan sevgisidir. Diyarbakır zindanlarında özgürlük meşalesinin yakılması, özgür ve onurlu bir yaşama duydukları sevgiydi. Hepınızın bildiği, Hızır Paşa, Pir Sultan’ı çağırtır der ki: “Bana üç deyiş söyliyeceksiniz, içinde Şah kelimesi geçmeyecek, yoksa idam edileceksin”. Pir Sultan, biliyordu ki, boyun eğmek onursuzluktur. Ancak onurlu ozanlar halkını temsil ederler. Pir Sultan, üç deyiş söyler ve üçünde de Şah kelimesi geçer. Onursuz yaşamaktansa, ölümü, onura duyduğu sevgi uğruna göze alır. 68 kuşağın üç fidanı, özgür yaşama duyduğu sevgi yüzünden ipi göğüslemediler mi? Nazım hikmet, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve daha niceleri vatan sevgisi uğruna genç yaşlarda gurbet ellerinde yaşama veda etmediler mi? İnsan sadece kendi aile bireylerini severse, sevginin sınırı orada tükenir. Yaşamın kuralları erazyona uğrar. Komşunun çığlığını duymuyorsan, acılarına ortak olmuyorsan, karanlığın içinde erir gider çığlıklar. Başka bir zaman da senin evinde aynı çığlıklar yankılanır. “Bugün bana ise, yarın sanadır” sözü boşuna söylenmemiştir. İnsan sevgisinin olmadığı, her şeyin parayla alınıp satıldığı ülkelerde, gündüz bile insanlar kaybolur. Türkiye’de olduğu gibi... Ölüm, orada bildiğimiz ölümlere benzemez. Aldığı insanın, cansız bedenini bile vermez sahiplerine. Sevdiklerinin ölüsüne bile dokunmaz oradaki insanlar. Ölüleri yok olur. Ya da kaçırırlar... Ana dilleriyle ağıt yakmasına bile müsade edilmez. Bazıların cansız bedeni, bir çukurda ve ya yol kenarında bulunur. Hesabı bile sorulmaz. Topluma yeniden kazandırmak gayesiyle cezaevine alınanlar, hünharca öldürülür. Tesadüfen sağ kalanlar ise, niye ölmediniz dercesine isyan çıkardılar diye yargılanır ve ek ceza verilir. Hakkari’de ve varoşlarda yaşıyan çocuklar karınlarını doyurmak için çöplüklerden kırıntı toplarlar. Yetkililer görmez ve duymazlar(!!!) Çünkü literetürlerinde insan sevgisi yoktur. Varsa yoksa paradır para.. Gerçek anlamda birbirimizi sevmediğimiz sürece bu manzaralara daha çok tanık olacağız.... Yorum yazYorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.OylamaSadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın. Henüz bir oylama yapılmamış.
![]() |
Günün Sözü(Terre) Haberler
· 2 Temmuz Sivas Katli...
· Vatan Özlemi! · CHP Kurultayı Yaralı... · İç savaş için linç k... · Bunlar bulgur ağalar... · Taksim Meydanında Şe... · İngiltere Cemevinde ... · SESSiZ DEVRiM DEMOGO... · Düşlerde yolculuk! · BAYRAK PROVAKASYONLARI Mp3 PlayerMp3 Player
Üye GirişiHenüz Üye Değil Misiniz? Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz. Parolanızı mı unuttunuz? Buraya Tıklayın Dengê Gundê MêGaleriden SeçmelerÇevrimiçi KullanıcılarÜye Bilgileri
AnketKısa MesajlarMesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir. Ez Kurd İmSelect LanguageRSS YayınRSS Feeds |
|