Flashlı Saat

Anlamlı Sözler

Kendi Dilini Kültürünü unutan samusunada sahip cıkmıyanlardır!

Duyurular

Dengê Koşon

Dengê Gundê Mê

Üye Girişi

Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı mı unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Çevrimiçi Kullanıcılar

Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 67
En Yeni Üye: xallodan

Üye Bilgileri

mulla02:21:11
Admin-Keles09:58:34
reber_savas 1 Gün
mahzuni02 3 Gün
xallodan 4 Gün
kurecik 5 Gün
NURHAQ 6 Gün
rana 6 Gün
Olixelil 1 Hafta
MUSTAFA 1 Hafta

Anket

YENİ SİTEMİZİ NASIL BULUYOR SUNUZ?











Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.

Kısa Mesajlar

Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

12/11/2008 00:59
SLM onumuzdeki secimlerde sakin elbistan halki sakin akp mhp verdigi komurleri dagitigi su getirdigi gibi kanmasinlar oyumuz dtp gelsin hrk sevgilerimle

06/11/2008 15:54
SavaŞırsAn kAybEdebiLirsİn,sA
vaşmaZsan ÇokTan kAybetMişsindİr..!

02/11/2008 12:57
slm mulla nerelerdesin.yazi yazmiyorsun.ulkeni
n icinde oldugu kaos yasanan olumsuz gelismelerle ilgili.site uyelerini aydinlatmani bekliyoruz.saygila
r.

24/10/2008 19:02
slm gunumuz dunyasinda teknolojinin sayesinde dunyanin her yerinde aninda haber alma imkanina sahibiz.

23/10/2008 20:09
allah razi olsun mullada yazilariyla yazilariyla bizi aydinlatiyor. iyiki varsin mulla siteyide renklendiriyon. alla senin gibi aydin yazar olanlari basimizda eksik etmesin.

Sponsorlarımız

Şey Said İsyanın bilinmeyen yönleri!

Ali Erdogan

“Ben Diyarbekir surları önünde öldüm!” Şeyh Said Hepimizin bildiği, bu güne dek, tarihe geçen 29 Kürd isyanı olmuş. Bunlar arasında bence en önemli olanları: Dersim, Şeyh Said ve 25 yıldır devam eden PKK ayaklanmasıdır. Şeyh Said isyanını, okullarda bizlere, gerici bir ayaklanma olduğunu öğretmişlerdi. Şeyh Said’ın tutucu bir şeyh olduğunu ve dini esaslara dayalı bir devlet kurmak istediğini beynimize yerleştirmeye çalışmışlardı. Bu olayı anlatırlarken Kürd kelimesi asla geçmiyordu. O günlerde biz Alevi’ler üzerinde istenilen etkiyi bıraktığını söyliyebilirim. Bir Alevi dostum, Fransa’dan bana bir kitap getirdi. Kitabın ismi: “NİŞANCI”. Metin AKTAŞ kaleme almış. 448 sayfa. Bu kitap bilgi daracığımı ters yüz etti diyebilirim. Daha önce bazı kuşkularım vardı. Ayaklanmayı yöneten Şeyh Said’i öldürtmek için, bir ALBAY ve satılmış HASAN ağa ile Varto’lu (Lolan aşiretinde) Alevi olan ve her attığını vurabilen CEM isminde bir gencin annesini, kızkardeşini ve karısını rehin alırlar. “Şeyh Said’i öldürmezsen ailenin tümünü, asonra da seni öldüreceğiz” derler.

Selma İpek: Şimdilik, Hoşça kal iki gözüm!

Naze

Dosta düşmana karşı, merhaba!Çocuktum!Aklım ermiyordu hiç bir şeyeNe kadar
anlayabilirdim ki, dinlemenin dışında...İsyan ve devamlı bir şeyleri protesto eden
bir adam, o güçlü sesiyle ve yorumuyla. Sesini anlatmak gereksiz, çünkü
tartışmasız.İlk önceleri sadece dinliyor ve duygulanıyordum!Çokça zaman sonra, çok
iyi anlamaya başlamıştım artık. Evet artık sadece dinlemiyordum, sadece
duygulanmıyordum, düşündürüyordu, acıtıyordu ve ağlatıyordu!Acılara tutunarak
yaşamayı, bir çığ gibi düşürdü çocuksu yüreğime acılara dayanmayı öğreterek.Çünkü
artık anlıyordum!Çok iyi anlıyordum söylediklerini!Duygu ve düşünce! Hem
duygulandırıyor hem düşündüryordu.Bize neler anlatıyordu, bize neler söylüyordu!Bir
bebek kadar hassas, bir çocuk kadar şımarık, bir savaşçı kadar cesur ve
yürekli.Duygunun her türlüsüyle bize seslenebilen tek adam!Ağladıkça, ağladıkça
dağlarımız yeşerecek görecek göreceksin diyerek kulağıma mırıldanıyor umut
vadediyordu.Çocuklukta taşıdığım umudumun içine artık çok şey karışmıştı.

Değişen bir şey yok Gözüm

Ahmet-Kaya

Milyonların sevdiği bir sanatçı olan Ahmet Kaya, bundan tam sekiz yıl önce 'ya sev ya terk' zihniyetindeki ırkçıların kışkırtmaları sonucu çok sevdiği yurdundan, dostlarından ayrılmak zorunda kalmış ve Yılmaz Güney, Nazım Hikmet gibi ülke ve dost hasretiyle aramızdan ayrılmıştı. Ahmet Kaya'nın sürgünde yaşamını yitirmesine neden olan 'ya sev ya terk et' zihniyeti, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın temsilciliğinde sürdürülüyor. Türkiye'de aradan geçen 8 yıla rağmen değişen bir şey yok. Kürtlere hala, sürgün, ölüm ve işkence dayatılıyor, hala sanatçılar ve aydınlar yargılanıyor, gazeteler kapatılıyor, gazeteciler tutuklanıyor, şarkılar yasaklanıyor.

Ahmet Kaya

16 KASIM SÜRGÜNDE ÖLENLERİ ANMA GÜNÜ İLAN EDİLMELİDİR

Mustafa Elveren

Mustafa Elveren – Em. Öğrt.

 

Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği ödül gecesinde yaptığı konuşmadan dolayı, gazeteci ve sanatçı kılığındaki bazı ırkçı-faşist kişiler tarafından saldırıya uğrayan Ahmet Kaya, zorunlu olarak yurt dışına çıktı. 16 Kasım 2000 yılında Paris’te sürgündeyken aramızda ayrılan Ahmet Kaya başta olmak üzere, Nazım Hikmet, Behice Boran, Yılmaz Güney ve nice devrimciler ve sosyalistler ile yüzlerce insanımız sürgünde hayatını kaybetmişlerdir. 16 Kasım Ahmet Kaya’nın Ölüm yıl dönümüdür.

 

Kendi yakın çevremde bir çok tanıdıklarımı ve dostlarımı da sürgünde kaybettik. Sürgünden dolayı hiç görmediğim (Dersim-Riçikli) dayılarımdan sendikacı Kazım Bakış, bu hafta (09 Kasım 2008) 25 yıllık sürgünde olduğu İsviçre’de genç yaşta maalesef hayatını kaybetti. 12 Eylül cuntacıların darbesi öncesinde İskenderun Demir Çelik Fabrikasında işçi sendikası temsilciliğini yapan ve cezaevinde tahliye olduktan sonra, 12 Eylül diktatörlüğünün zulmünden kurtulmak için 1989 yılında Ülkeyi terk etmek zorunda kalan ve bir kasım ayında (04 Kasım-2006) Temir Bozdağ’ı da (Dersim-Gomanlı) sürgünde kaybettik.

KAYIP ÇOCUK LÜTFEN BU FOTOGRAFI YAYALIM!!! AMASYA

Egehan

LÜTFEN SİZ DE BU DURUMA KAYITSIZ KALMAYIN VE HERGÜN ONLARCA ATTIĞINIZ
MAİLLERDEN BİRİNİ EGEHAN İÇİN İLETİN. NE KADAR ETKİLİ OLABİLİRİZ DİYE
SORGULAMAKTANSA NE KAYBEDERİZ VE NE KAZANIRIZ DİYE DÜŞÜNMEK SANIRIM EN
İYİSİ...

BUGÜN 16. GÜN:( son fotoğrafları ektedir.

AMASYA Merkeze bağlı Sarayözü köyü'nde 18.06.2008 tarihinde evinin önünde
5-10 dk içinde kaybolan 2.5 yaşındaki Egehan'dan O GÜNDEN BERİ HABER
ALAMIYORUZ!! (kayboluşundan bir gün önce çekilmiş olan fotoğrafları aşağıda
bulunmaktadır)

İstanbul'da oturan, yaz tatili ve düğün için memleketlerine giden aile artık onun kaçırıldığını düşünmeye başladı.
Sivil savunma ekipleri, jandarma ve akut tarafından gece gündüz yapılan arama çalışmalarına son verildi.

Küçük bir köy olan Sarayözü' nde herkesin birbirini tanıdığını siz de tahmin edersiniz. Yapılan aramalarda bulunamadığı için geriye tek ihtimal kalıyor, kaçırılmış olabilir. Köyde son günlerde birkaç yabancının
bulunuyor olması ve o günden sonra onların da görünmeyişleri akla ne yazıkki kötü şeyler getiriyor.

Çevre illere de dağitilan ilanların dışında tüm Türkiye ' ye bu durumu bildirmeye çalışıyoruz son bir umutla!

LÜTFEN SİZLER DE YARDIMCI OLUN VE BU MAİLİ TANIDIĞINIZ HERKESE İLETİN ,

MİNİK EGEHAN' I BULALIM!!

İRTİBAT TELEFONU:
SERDAR ÇIPLAK: 0535 368 05 74
EV: 0358 224 01 00
E-POSTA:egehanciplak@hotmail.com
Diğer Resimleri
Egehan - Egehan 1 - Egehan 2 - Egehan 3

Bozca Derin Balosu!

Ali Erdogan

1984 sonrası, ülkemizde köy yakmalarla başlayan, siyasi çalkantıdan ve toplanan ülke bütçesinin eşit bir tarzda dağıtılmadığından; devlet yatırımlarının özellikle İstanbul, İzmir, Adana, Adapazarı ve Bursa çevresinden başka yerlere uğramadığından; meydana gelen işsizlik nedeniyle 3-5 milyon insanımız baba ocağını terk ederek dünyanın dört bir yanına darı misali serpilmişti. Bu nedenlerden dolayı, Sivas-Gürün’e bağlı Bozhüyük köyün %90’nı, 20-23 sene önce İngiltere’ye gelip iltica etmişlerdi. İngiltere’de siyasi içerikli Türk, Kürt dernekleri olmasına karşın, Türkiyelilerin sayısal çoğunluğu nedeniyle halkın ihtiyaçlarına cevap olamamaktadırlar. Bu nedenledır ki, 16-20 yaş arası dört bini aşkın gencimiz cezaevlerinde yatmaktadır. 25-30 gencimiz bunalıma düşüp intar etmişti. Diğer yönde, halkımızın kültürü, gelenek ve görenekleri erazyona uğramaktadır. İlişkiler kesildiği için, aynı köyün çocukları birbirlerini tanımıyor.

Günlerdir Kürd halkı alanlarda ayakta.

Mehmet Ozdemir

Günlerdir Kürd halkı alanlarda ayakta. Çünkü istilah ve barbarca uygulamalara karşı şidet ve baskıya karşı zülme inkara işkenceye karşı. En doğal en tabi en demokiratik hakını var olma uğruna yok edilmemek için kulanıyor. Bunun için ayakta cözümsüzlükten ısrar eden hep Kürdü ihmaya odaklanan AKP.hükümeti ve Erdoğan’a karşı ayakta. Bu baş döndürücü gelişmeler karşısında sayın başbakan Erdoğan cılgına dönmüş koltuğunu kayıp etme telaşını yaşarken Fütursuzca Kürd halkına hakaretler ede biliyor. Kuyruğu kesilmiş yılan misali adeta ateşe benzin döker misali. Kürdistana geziler yapıyor bir ülkenin başbakanı ülke içinde gezilere cıkınca yapmış olduğu hizmet ve yatırımlardan dolayı cıkar. Ve hata önceden tesbit edilen eksikler hakkında paketler hazırlayarak gider ama görüyoruzki bunların hiç biri yok. Mevcut toplumsal ekonomik sorunlar hakındanda bir çözüm porojeside yok. Peki hangi yüz ve mantıklan gidiyor.

Olmuyor Sayın Başbakan olmuyor!

Ali Erdogan

Pekçok lider, Başakan halka hitap edereken, konuşma esnasında farkına varmadan bazen gaf yaparlar. Buna bazıları dil sürçmesi de diyorlar. Konuşmacı farkına vardığı zaman, usulu kuralı gereği önceden yaptığı hatayı onaracak şekilde halka gereklı açıklamayı yapar. Bir nevi özür diler. Kırılan, gücenen çev relerin gönlünü alır. Söylenen söz söylenmemışçesine unutulur gider. Bunun tarihte pekçok örnekleri mevcuttur.

Geçen hafta ülkemizin başbakanı TV’lerde bir konuşma yaptı. Hiç bir başbakanın söylememesi gereken kelimeler ağzından döküldü. O kelimeler insanın kanını donduruyor: “Halkım kendini koruyacak” diyordu.

Sayın Başbakan, hangi devletle savaş halindesiniz? Vatandaşınıza moral vermek için “vatandaşım kendini koruyacak” diyorsunuz.

Beyoğlu'nda polis terörüne tepki

Bey Oglu Istanbul

İstanbul Valisi'nin DTP'nin Taksim'de yapacağı basın açıklamasına izin vermemesi, il binası önünde çok sert bir şekilde kitleye saldırması sonrası olaylar sürüyor. Beyoğlu'nun ara sokaklarında gençler ile polisler arasında çatışmalar devam ederken, DTP İl ve ilçe binaları önündeki polis ablukası sürüyor.

DTP'nin Taksim'de yapacağı basın açıklamasına izin verilmemesi üzerine yaşanan olaylar giderek büyüyor.

Kürtler 2 Kasım'da Taksim'e akacak

DTP

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a uygulanan fiziki saldırıyı protesto etmeye hazırlanan İstanbul'daki Kürtler 2 Kasım Pazar günü Taksim Meydanı'na akacak. DTP İlçe başkanları Taksim'de yapılacak eylemle Diyarbakır'a uzanan bir köprü oluşturacaklarını belirtti.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı Cezaevi'nde fiziki saldırıya uğradığının açıklamasının ardından Türkiye'de eylemler devam ediyor. DTP İstanbul İl Başkanlığı Pazar günü saat 14.00 Taksim Tramvay Durağı'nda konuya ilişkin basın açıklaması yapacak. Yaklaşık 10 bin kişinin katılması hedeflenen basın açıklamasının Diyarbakır'da yapılacak oturma eylemine bir köprü olacağına dikkat çeken DTP İlçe başkanları şimdiye kadar kitlesel bir eylem ortaya koyamamanın özeleştirisini de verdi. DTP Esenler İlçe Başkanı Faysal Taş, Kürtlerin Öcalan'a yönelik gerçekleşen saldırıyı kendilerine yapılmış olarak saydıklarını belirtti.

Sayın Fırat insafla tanışmanız oldu mu?

Ali Erdogan

Türkiye basınında önemli bir yeri olan Gazeteci Neşe Düzel, yazar Ümit Fırat’la Kürt konusu ile ilgili bir röportaj yapmış. Okuma olanağım oldu. Bazı doğru tespitleri olmakla birlikte, bir çok gerçeği ters yüz etmiş. Kürt Ulusal Mücadelesi’ni veren örgüte iftira kanpanyasında yazar olarak yerini almış. Sayın Fırat’ın Kürt olup olmadığını bilmiyorum. Olsa bile ne yazar. Çünkü Kürt özgürlük oluşumuna çomak sokan pek çok Kürt vardır. Ümit Fırat’da onlara katılırsa dünyanın sonu mu gelir? Kürt Halkı onurlu bir yaşam için, doğru bildiği yoldan yürümesini sürdürüyor. Hiç kimsenin burnu kanamadan, sorunlarını barışçıl, demokratik diyaloğ yollardan çözmek istiyor. Bu nedenle de daha önce 4-5 defa tek yönlü ateş kese gitti. Olumlu cevap veren olmadı. Aksine operasyonlara daha hız verildi. Boynunu kesmek için uzatılan kılıca tepki gösterılmesın diye, hiç kimse Kürt Halkı’ndan istiyemez.

BÖYLE CUMHURİYET OLMAZ!

Mustafa Elveren

Mustafa Elveren – Em. Öğrt. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ile bu güne kadar süregelen yöneticileri, 85 yıllık süreçte; Kürtleri, Alevileri ve Lozan Antlaşması gereğince azınlık olarak kabul edilen diğer vatandaşlarını “ileride sorun çıkartırlar, başımızı ağartırlar” kaygısını hep taşıdılar. Bu kaygılarından dolayı, asimle etme çalışmalarını her zaman ön planda tutmuşlardır. Tek tip toplum, tek tip inanç dayatmasıyla bu güne kadar getirdiler. Bu gün ise, toplumun büyük çoğunluğu bu sistemden memnun olmadığı görülmektedir. Neredeyse tüm ömrünü yasaklar koyarak geçirmektedir.

İngilterenin Başketi Londrada Başkan Apo İçin Yürüyüş!

Edi Bes EAbdullah Öcalan'a yapılan işkence'ye artık yeter diyoruz bu Pazar saat 1'de Dalston Junctiondan Londrada kalan kürtler Başkan Apo için yürüyüş düzenlenecek. Başkan Apo'ya yapılan işkence bize yapılmıştır artık yeter diyoruz Başkan Apo'ya kalkan eller kırılacaktır. Biji Serok Apo

(Öykü) Dağa Çıkmak!

Ali Erdogan

Orta boylu, oldukça tıknaz, kamburumsu, beyaza çalan siyah saçlıydı Kamo. Yüzü yusyuvarlak, burnun ucu kalkıktı; sağlam, kanlı canlı görünüyordu. Gür saçları şakaklarına doğru iniyordu. İri, muntazam çizilmiş dudaklarında hiçbir zaman gülümseme görmemişti. Çok yorulup tıkandığı zamanlar dudakları aralanıp, bembeyaz, dörtköşe dişleri parlardı. Aynı yapmacık hareketsizlik yüzüne de yayılmıştı. Siyah kiprikli, ela gözleri dikkati çekiyordu. Düz, yalın cümlelerle konuşmağa gayret ederdi. Çocuklarınki gibi bir elyazısı vardı. Onaltı yaşlarında da güzel bir kızı vardı. İsmi, Helin’dı. Karısı Dondi’nin doğum günleriydi. Kamo, kendi halinde yaşar, ayağını yorganına göre uzatırdı. Dondi, elinde kocaman bir tasla mutfaktan çıktı, başörtüsünden ayağındaki terliklerine kadar tepeden tırnağa tertemiz... Derli toplu...Otuz altı yaşında ama, dinç... Mavi gözleri, kırmızı yanakları, hemen gülmeye hazır körpe ağzıyle görüntüsü hep öyle tatlı, çocuksu... İnsana, dümdüz, rahat yaşamanın özlemini derinden özletiyordu.

Sayfa oluşturulma süresi: 0.76 saniye
20,729 Tekil Ziyaretçi